Murat Göğebakan Röportaj

Murat Göğebakan Röportaj
Murat Göğebakan, kanseri yendi. Şimdi binlerce kanser hastası, bunu nasıl
başardığını merak ediyor. Ama o çok öfkeli. Fransız golcü Thierry
Henry'i diline dolamış. Onun kadar olamadık diyor. Peki ama neden?
 
 
Hastalığıyla birlikte ülke insanı tarafından ne kadar sevildiği de ortaya çıkan Rock müziğinin güçlü sesi, 7 ayda dua yağmuruna tutuldu adeta.O da zaten hep buna değindi. Açıklamalarında sağlığına kavuşması için yapılan dualardan bahsetti.Fiziken kötü olsa da kötü günlergeçirse de ruhundaki "iyiliği" ön palan çıkardı. 
 
Medya yalan yanlış bilgi verir,insanlar panikler düşüncesiyle kendi
haber ağını kurup, facebook'dan kendi haberleriniyayınladı.
 
Sabrın,
azmin, mücadelenin ve mutlak bağlılığın birleştiği isim olan Murat
Göğebakan'ı, Beykoz'daki evinde ziyaret ettik. Geçmiş olsun
ziyaretemizde, taburcu olduktan sonra yazılı basından ilk olarak Haber
7'ye konuşan ünlü sanatçı, başarılı geçen tedavisinin ilginç "püf
noktalarını" anlattı. 
 
Laf döndü dolandı hep; sabra, inanca ve mutlak itaate geldi. Göğebakan, Eyüp Peygameri örnek alıp, onun 7 yıllık
çileli dönemini 7 ayda derinlemesine irdelemiş. "İdolüm oydu" diyor ve
ekliyor;"Ama onun çektiklerinin binde biriniçekmedim." 
 
"Param olmasaydı tedavim böyle sonuçlanamazdı" diyen sanatcının ilk işi
kanserli hastalara kucak açacak bir vakıf kurmak olmuş. Laila ve
Reina'cılara sert tepki gösteren Göğebakan, İngilitere'deki
futbolcuların hassasiyetine değinip, Fransız golcü ThierryHenr'yden
örnekler verdi.
 
Tedavi sürecinde Göğebakan'ın karşılaştığı ilginç olaylar da yok değil.
Kaplumbağa kanı içmesi tavsiyesi ve doktoruna teklif edilen rüşvet
mesela...
 
Peki ya başarılı tedavideki etkenler nelerdi?
 
İşte ilgiyle okuyacağınız bir röportaj...
 
"KAPLUMBAĞA KANI İÇMEMİ ÖĞÜTLEDİLER"
 
Telaffuzu bile insanın kanını dondururken, siz kanser olduğunuzun
duyulduğu ilk günden beri vakur bir duruş sergilediniz, hatta
hayranlarınıza moral bile verdiniz. Nasıl bir inançtır bu?
 
Teslim olmak, istisnasız her şeye Yegâne sahibe teslim olmak var. O yatıyor altında. İnanç var.
 
Tedavide en büyük etken bu muydu?
 
Önce buydu. Sonra dışarıdan gelen etkenler vardı. Benim için
milyonlarca insanın dua etmesi, camilerde mevlüt okutmaları, ablaların
bir araya gelip benim için Yasin okumaları da çok önemli. Bir gün hiç
unutmuyorum kapı çalındı içeri kimseyi almıyorlardı. Yaşlı bir teyze
geldi, "Kardeşlerin senin için 500 Yasin okudu suya. Al bu suyu iç"
dedi. Allah razı olsun.O bir niyettir. Halis bir niyet. Benim için
okullarda dua sınıfı açıldı. İnsanlar bir araya gelip dua etti. Şimdi
bu kadar olayı düşününce, bütün bunların içinden samimiyet, teslimiyet
çıkar. 
 
Peki bu sinerjiyi bekliyor muydunuz?
 
Tabii... Belki çok fazla medyatik biri değildim amafazlasıyla
sevildiğimi biliyordum. Herkesin dilinde vardım. Hastalığım
bütünsevgiyiyer yüzüne çıkardı. Bugün bir çok hastadan, hasta
yakınlarından telefon alıyorum; "Ben de kanserim, sayende moral
buldum." diye. Yakınıkanser olanlar umutlanıyor. İnsanlar beni örnek
alıyor. Örnek gösteriyor.
Kanser hastaları çok duygusal oluyor. Nerdeyeni bir
tedaviyöntemi duysalar ona yöneliyorlar. Alternatif TIP ve hatta
batılşeyler bile var.Oldu mu bir eğilimiz?
 
Hayır asla. Yönelmedim. Her gün bana bir şeyler gönderen oldu. Hatta kambumbağa kanı dediler.
 
Kamlumbağa kanı mı? Ne yapacak mışsınız?
 
İçmem için herhalde. "Günah" dedim hayvana. Yazık günah. Böyle
birşey olabilir mi? Kanserin tedavisini yapan, ilacını yapan doktorlar
gerizekalı mı?Çok basit öyle olsa, kamlumbağa kanını kullanmazlar
mı?Doktoruma para teklifi sunan bile olmuş, "Murat Göğebakan'a bunu
verdik iyileşti de"diye... Daha neler neler yaşadım.
 
 
YA BIRAKMASAYDI...
 
Tedavinin
bu kadar kısa sürüp, iyileşmemdekietkenlerden biri desigarayı üç yıl
önce bırakmış olmam ve ağzıma hiç alkol koymamam. Doktorum üstüne basa
basa söyledi. Ciğerlerimin tedaviye cevap vermesinin en büyük
etkenisigara içmememmiş. Allah'a şükür bırakmıştım. Eğer bırakmasam
tedavi sürecim ikiye katlanacaktı. 
 
Peki bu hastalıkMurat Göğebakan'aneleröğretti?
 
Herşeyden önce sabretmeyi. Küçücük bir odada kaçgün geçirilir
ki? Bir gün, iki gün en fazla. Aylarca kaldım. Dışarıya çıkmam için hiç
bir engel yoktu. Tutan da. Ama sabrettim. 
Tedavinin bir parçası sa sabırdıyani..
 
Ana parçasıydı. Savunma mekanizmamı güçlendirdi. Çünkü
bağışıklık sistemi çöküyor. Bağışıklık sistemin çöktüğü an savunma
mekanizma dağılıyor. O zaman seni savunmaya almak zorundalar. Bu
korumaya alındığın süre zarfında elinden geldiğince kendiniiyi tutmak
zorundasın. Çünkü kan değerlerin sıfıra yaklaşıyor. Bilerek sıfıra
yaklaştırılıyor ki bir virüs varsa ortaya çıksın diye. Bunun da
göstergesi ateştir. Vücut ateş yaparsa virüs yakalıyordu.
EYÜP KADAR MI ÇEKTİM?
 
En kritik dönemler de o dönemler miydi?
 
Evet. En kötü zamanlardı. 9 saat ateşimi düşürememişlerdi. En
sonunda küvete sıcakbuz koydular. Hiç bilmezdim sıcak buzu. Vücudumun
deydiği yer yanıyordu.Ertesi gün babam ayağımı bacağımı gördü. Mosmor,
kan toplamıştı. Oturduğu yerde ağlamaya başladı. ben babamı tenkit
ediyordum. "Bunlar olacak sabretmemiz gerekiyor." diye ona moral versem
debabam elini açıp; "Yarabbim bana evladımın acısını gösterme diye"dua
etmişti...
 
Kanser hastasısınız.Ayaklarınız mosmor ama siz babanıza moral veriyorsunuz..
 
Olacak şeyler bunlar. Biz şimdi üç beş tane iğne vurulduk, üç beş de
hap verdiler, Serum falan. Geçti. Bir de Eyyüb'ü düşün... Yedi yıl
çekti. Biz ise yedi ay...
 
Örnek kişilik O muydu?
 
Evet onu düşündüm. Çektiği sıkıntılar idrak etmiştim daha
önce. Bir çok şeyini biliyordum. Lakin tedavi sürecinde daha da derine
indim. Daha da fazla araştırıp, Hazreti Eyüp'le ilgili öğrenmem gereken
ne varsa öğrendim.Daha doğrusu öğrenebildiklerimi öğrendim. Sabır olayı
orada devreye girdi. Zaten rivayete göre insanoğlu öldükten sonra,
Allah'ın huzuruna çıkınca hep şöyle dermiş;Benim şu derdim vardı.
Şöyle oldu, böyle oldum. Acılarçektim... Falan. "Eyüp kadar mı
çektin?" diyecekmiş...
 
Murat Göğebakan Eyüp kadar çekti mi peki?
 
Yok... Yalan söylerim o zaman. Ben Eyyüb'ün binde birini çekmemişimdir. Çünkü onun üzerine kurtlar düştü. Benim sadece morardı.
 
Peki ya zahiri yaşadıklarınız?
 
Çok şey yaşadım. Anlatılmayacak şeyler. Zaten anlatmak da doğru değil. Özel, çok özel hem de... Sen de dahasını sorma zaten.

Yorumlar

Murat Göğebakan Fotoğrafları